Obezite ve obezite tedavisi hakkında aklınıza takılan her şey.

Bize sormak istediklerinizi bilgi@clinicantalya.com  adresine yazabilirsiniz.

Laparoskopik Cerrahi Nedir

Cerrahi tarihçesi insanlık tarihçesi kadar eskidir.  Milattan önce 3,500 de eski mısırda oldukça önemli ameliyatların yapıldığını görürüz. Bu dönemde kafatası, yüz, boyun ve omurgadaki kemik ezilmelerine müdahale edilebilmiştir. Hekimliğin babası Anadolu’lu Hipokrat’ın (M.Ö. 460-377) ilk büyük cerrah ve doktor olduğu bir gerçektir. Hipokrat, hemoroid operasyonu, apse boşaltılması ve akciğerlerde meydana gelen iltihapların özel bir ameliyatla nasıl dışarı akıtılacağını göstermiştir. Sayısız cerrahın emeğine saygı sunarak uzun tarihi geçip kendi dönemimize geldiğimizde genel cerrahideki büyük atılımlardan birisi laparoskopik cerrahidir.

Karın içerisini kamera ile izleyerek yapılan kapalı tekniğin (laparoskopi) gelişimi 1960’lı yıllarda başlar. İlk laparoskopik apandisit ameliyat 1981 de yapılmıştır.

Alman Genel Cerrah Erich Mühe 12 Eylül 1985 de ilk laparoskopik safra kesesi operasyonunu gerçekleştirir. 1986 da bir kongrede bunu sunduğunda meslektaşları bu ameliyatı “Mickey Mouse cerrahisi” olarak adlandırıp, küçük beyin küçük kesi yakıştırmasını yaparlar. Oldukça ağır bir şekilde dalga geçilen yöntem ivmelenerek daha da fazla yapılmaya başlamış ve birçok ameliyat için günümüzde “altın standart” haline gelmiştir. Obezite, karın içi kanserler, apandisit, safra kesesi, reflü, ve fıtık gibi hastalıkların neredeyse tamamına yakını olmak üzere tüm karın içi ameliyatlar bu yöntemle yapılabilmektedir.

Duodenal Switch Ameliyatı

Duedonal Switch diğer adıyla biliopancreatic diversion ameliyatı; yüksek oranda emilim engelleyici ve kısmen de hacim kısıtlayıcı bir ameliyattır. By-pass ve sleeve birleşimi gibidir. Bu ameliyat, süper obez dediğimiz kitle indeksi 50’nin üzerinde olan ve diyabetik hastalarda, daha önce tüp mide ameliyatı geçirmiş tekrar kilo alan hastalarda cerrahi seçenek olarak sunulabilir. Aynı zamanda kontrolsüz diyabeti olan hastalar için de en uygun yaklaşımlardan biridir.

Roux en Y transit bipartition (Sleeve Gastrectomy with Roux en Y Bipartition)

Bu ameliyatta da geniş bir  tüp mide (gastric sleeve) yaptıktan sonra ince barsağın planlanmış ve ölçülmüş bir kısmı kesilir. Kalın barsağa yakın uç mide çıkışına birleştirilir.  Üst uç ise iyice kalın barsak yakınına dikilerek etkin bir kan şekeri ve diyabet kontrolü sağlanır, hasta kilo verir.

Metabolik Cerrahi (Diyabet Cerrahisi)

‘Metabolik cerrahi’ terimi günümüzde diabet cerrahisini tanımlar. Ameliyattan tip 1 diyabetli kişiler yeterli bir fayda göremez. Pankreastan salgılanan insülin düzeyine bağlı olarak tip 2 diabette uygulanabilir. Temel prensipleri vücudun insülini etkin şekilde kullanımının ve yeterliliğinin sağlanmasıdır.

Loop Bipartition Ameliyatı (Sleeve Gastrectomy With Loop Bipartition) Obezite ile ilişkili kontrolsüz Tip 2 Diyabet Hastalığı tedavisindeki bir cerrahi yöntemdir. Bu ameliyatta geniş bir tüp mide (gastric sleeve) yaptıktan sonra ince barsağın planlanmış ve ölçülmüş bir kısmı mide çıkışına yakın dikilir. Böylece hem normal hem de kısa yoldan barsak pasajı sağlanır. Kan şekeri kontrol altına alınır ve hasta zayıflar.

Gastrik Plikasyon (mide katlama – laparoscopic gastric plication)

Bu ameliyatta mide ya da barsak kesilmez. Midenin geniş tarafı serbestlendikten sonra mide, emilmeyen dikişlerle hacmi daraltılacak şekilde içe doğru katlanarak daraltılır. Avantajı mide kesilmediğinden sutür hattı kaçağının olmamasıdır. Ancak kilo verme açısından laparoskopik sleeve gastrektomi ya da by pass kadar etkili değildir. Çok yüksek olmayan kitle indeksi ve mideye kesi istemeyen kişilerde tercih edilebilir.

Obezite (Şişmanlık) Nedir?

Obezite, yaşam ve beslenme alışkanlıklarının değişmesi, sanayinin sunduğu kötü gıda kalitesi gibi çeşitli etkenlerle gelişen, günümüzde ciddi bir sağlık sorunudur.

Şişmanlık, tedavi ve korunma için her zaman daha yeni yaklaşımların gerektiği yaygın bir hastalıktır. Bulundurduğu hastalıklar da göz önüne alındığında ileri düzeyde önemi olan bir toplum sağlığı sorunu olduğu görülmektedir. Bu hastalıkların bir kısmı, yüksek tansiyon, kalp ve damar hastalığı, diyabet, kolesterol yüksekliği, kanser, idrar kaçırma, eklem hastalıkları, astım ve diğer solunum hastalıkları ve hatta doğum defektleri ve uyku bozuklukları gibi ciddi tablolardır.

Obezite, vücutta aşırı yağ birikmesidir. Yani fazla kilonun kas ve kemik kütlesine bağlı olduğu durum şişmanlığı ifade etmez.  Obeziteyi belirlemede en sık olarak [vücut kitle indeksi (VKİ) ya da body mass index (BMI)] kullanılır. Bu basit formül ağırlığın, metrekare cinsinden boy uzunluğunun karesine bölünmesidir. Ayrıca bel çevresi ve profesyonel cihaz ölçümleri yapılabilir.

Vücut Kitle İndeksi (VKİ)’nin 30 üzerine çıkması obeziteyi ifade eder.

Vücut Kitle İndeksi (VKİ)=Body Mass Index (BMI)

VKİ (BMI)= ağırlık (kg) / boy(m2)

 

VKİ <18.5              Zayıf

VKİ =18.5 – 24.9   Normal

VKİ =25 –   29.9    Fazla kilolu

VKİ >30                 Obez

30- 34.9        1.Derece Obez

35- 39.9        2.Derece Obez

40- 49.9        3.Derece (morbid) Obez

50 ve üzeri   süper morbid Obez

Obezitenin Yaşm Kalitesi Üzerindeki Etkileri Nelerdir?

Yağ dokusunun hormonal sistemin (endokrin sistem) bileşeni olduğu bilinmektedir. Bu dokudan vücutta etkili birçok madde salgılanır. Yağ doku artışının sonucu olarak obezite durumunda, dolaşımdaki yağ asitlerinin miktarı ve iltihabi reaksiyonlar artar. Bu da başta diyabet hastalığına zemin hazırlayan insülin direnci olmak üzere sayılan hastalıkları başlatır.

Beslenmede koku, lezzet, sıcaklık, bilişsel ve duygusal uyarılar ve yemeğe başlama ve durma gibi sinyaller ile beyini uyaran metabolik durumlar etkendir.

Büyük olasılıkla, sanayileşme ile birlikte gıda ve yaşam tarzı değişimiyle 20.yy ikinci yarısından başlayarak tüm dünyada, obezite oranı hızla yükselmiştir ve halen bu hızın önüne geçilememektedir.

Ülkemizde fazla kiloluluk oranı %40’nin üzerinde bildirilmektedir. Yani 2 kişiden 1’i obez veya fazla kiloludur.  Bu oran ile Avrupa ülkeleri arasında zirveye yakın durumdayız. ABD’de ise maalesef toplumun %60’ı normal kilonun üzerindedir.  Hastalığın dünyamıza yükü besin dağılımı da düşünüldüğü zaman oldukça ağırdır.

 

Son yıllarda daha iyi anlaşılan açlık ve tokluk hormonal dengesi yaklaşımları etkilemektedir. Amerikan verilerine göre her yıl 112000’den fazla obezite ile ilişkili ölüm olmaktadır.

Üzülerek kabul etmek gerekir ki obez kişilerde psikolojik bozukluklar daha sıktır.

Tüm bu sosyal ve bozuk sağlık tablosunun esas ve en büyük nedeni maalesef aşırı besin-kalori alımıdır. Fast-food olarak adlandırılan yağlı, bol kalorili, kolalı ve gazozlu, früktoz ve glikoz şuruplu beslenme geleceğimiz için tehlike oluşturmaktadır.

Tedavi seçenekleri nelerdir?

Kilo vermeye yönelik çeşitli profesyonel programlar, düşük kalorili diyetler ve fiziksel aktivite arttırıcı yöntemler ile birlikte davranış değiştirme tekniklerini uygularlar.  Tek başına hayat tarzı değişiklikleri kalıcı ve etkin değildir.

Kilo vermeye yönelik kullanılan ilaçların tedavide önemli bir rolü bulunmamaktadır. İştah azaltan ilaçlar kilo vermeye yardımcı olabilir. Obezite nedeniyle cerrahi olmayan yöntemlerle kilo verme programlarına katılan hastaların birçoğunun, verdikleri kiloları beş yıl içerisinde tekrar aldıkları görülmüştür. Zor olsa da, obez olmamak ve ömür boyu sağlıklı yaşamak için düzenli egzersiz, gıda seçimi ve lütfen az yemek.

Sleeve Gastrektomi (Tüp Mide Ameliyatı)

Sleeve Gastrektomi; mide hacmini küçültme esaslı bir ameliyattır. Kısıtlayıcı bir metod olarak da ifade

edilebilir. Hastaya anestezi altında, karın bölgesinde büyük kesi yapılmadan ufak deliklerden girilerek

laparoskopik olarak yapılan bir ameliyattır.

Midenin açlık hormonu salgılanan bölgesi ve gövde kısmının büyük kısmı çıkartılarak mide hacmi

azaltılmaktadır. Ghrelin isimli hormon düzeyinin düşürülmesi tokluk hissi sağlar. Geriye kalan mide hacmi 100-150 ml kadar (1 çay bardağı) olup, kabaca şekli tüp

biçimindedir.

Vücut fizyolojisine en yakın ameliyat bu yöntemdir. Alınan besinler, vitamin ve mineraller vücut tarafından sindirilir ve alınır.

Gastrik Bypass Ameliyatı (laparoscopic gastric by-pass)

Mide hacmini küçülterek hastanın alabileceği gıda miktarının azaltılması ve ince barsağın küçük bırakılan mide bölgesine birleştirilmesi ve böylece gıdanın kat ettiği yolun yani emilim yolunun kısaltılması için yapılır.

Yani hem kısıtlayıcı hem de emilim engelleyici bir ameliyattır.

Bu yöntem ile mide hacmi yaklaşık 20-40 cc.’ ye kadar küçültülerek gıda alımı azaltılmaktadır. Midenin büyük bölümü, duedonum (12 parmak bağırsağı) ve ince bağırsağın (jejenum) başlangıç kısmı devre dışı (bypass) bırakıldığından, yenilen gıdaların (özellikle yüksek kalorili şekerli besinlerin) emilimleri engellenmektedir.

Arapsuyu Mah. Atatürk Bulvarı, No:23 Gökay Plaza, 1. Kat. D.1-2 Konyaaltı Antalya

Bizi Arayabilirsiniz

Bizi Arayabilirsiniz

0242 344 5050

Bize Yazabilirsiniz

Bize Yazabilirsiniz

bilgi@clinicantalya.com

Online İşlemler

Online İşlemler

Online Rzervasyon